YÜKSEK SADAKAT'TAN AJDA AÇIKLAMASI!

2004 yılındayız. Bir stüdyoda Kutlu Özmakinacı, iki müzisyen arkadaşıyla yazdığı şarkıların pratiğini yapıyor...

YÜKSEK SADAKAT'TAN AJDA AÇIKLAMASI!

Şanslıyım, şarkıları dinliyorum, grubun ilk zamanlarına şahit oluyorum... Türk rock sahnesi, 2006’da Yüksek Sadakat ile tanışıyor. Eh, güzel müziğin alıcısı çok, grup hızla merdivenleri tırmanıyor. Takvimler 2008’i gösterirken sıra geliyor ikinci albüme.

Bu defa iki değişiklik var. Vokalist artık Cemil Demirbakan değil, Kenan Vural, davulda ise Alpay şalt var. Grubun üçüncü albümü bu sonbaharda çıkacak ama onun evvelinde güzel bir sürpriz yapacaklar dinleyicilerine. Kutlu, Ajda Pekkan için “Ucuz Roman” isimli bir şarkı yazdı. Bu şarkı ile Yüksek Sadakat, Ajda ile bir düete imza atacak ve bu şarkı Ajda’nın yeni albümünde yer alacak.

Kutlu, nereden çıktı bu “Ajda Pekkan” olayı?

Kutlu: Ortak bir arkadaşımız geçen yıl bir müzisyen toplantısında tanıştırdı bizi. O günden sonra bağlantımız hiç kopmadı. Bu hikaye ise bir başka arkadaşımızın fikriydi. Bu fikrini hem Ajda Hanım’la hem de bizimle paylaştı. Hatta önce bize Ajda Hanım’dan gizli olarak söylemiş... Fikir çok mutlu etti bizi, Ajda Hanım da sıcak bakınca başladık çalışmaya. “Ucuz Roman”ı aynı dönem yazdığım birkaç şarkı arasından seçtim.
Ne düşündün seçerken?
Kutlu: Ajda Hanım’ın en sevdiğim dönemi, Fikret şeneş’in şarkı sözlerini yazdığı aranjman dönemidir. O dönemi anımsatan bir şarkı değil elbette ama sözlerin verdiği duygu olarak bana o dönemi hatırlatıyor, o nedenle seçtim.
Kenan: Sadece sözleri değil, müzikal olarak da Ajda Pekkan’la tamamen örtüşen bir şarkı oldu. Yani hepimiz şarkıyı kafamızın içinde Ajda Pekkan söylerken hayal edebiliyoruz, bu da önemli bir şey. Ajda’nın “kumaşı” bir şarkı oldu.
Serkan: Stüdyoda şarkıyı düzenleyip son halini dinledikten sonra daha da heyecanlandım. şarkının düzenlemesi tipik Yüksek Sadakat sound’u oldu. Tabii Ajda Pekkan söyleyince havası epey değişik olacak.
Ne anlatıyor şarkı?
Kutlu: Henüz tescil ettirmediğimiz için sözlerden bire bir bahsetmem doğru olmaz ama özetle yaşama sevincini anlatıyor diyebilirim. “Hayat zaten çok üzerimize geliyor, basıyor, bunlardan bir sıyrılalım ve keyfini çıkaralım” mesajı veren bir şarkı. Demosunu yaptık, şimdi bir tek birlikte söylemek kaldı geriye.
MÜZığE ODAKLANINCA
EGOYLA ıLGıN OLMUYOR
“Katil ve Maktul”den önce birçok grup için sınav niteliği taşıyabilecek bir “eleman değişikliği” yaşadınız. Nasıl oldu da zarar görmeden çıktınız bu işin içinden?
Kutlu: Dert ettiğin tek konu müzik olunca, zaten olaylar kendiliğinden akıp gidiyor. Yani odağını yaptığın işten alırsan o işin rengi değişir. ılk solistimizden ayrılırken “şimdi biz ne yapacağız” demiyordum, kafam rahattı, “doğru insan gelecek” diyordum ki geldi. Bu biraz tevekkül, yani olacaklara baştan razı olma, biraz daha yaptığın işle ve potansiyelinle ilgili fikir sahibi olmakla ilgili gibi geliyor bana.
Kutlu sen aslında grubun “beyni” pozisyonundasın, ancak grupta müthiş bir “eşitlikçi” duruşun var, nasıl oluyor bu?
Kutlu: Bunun hayatta ne yapmak istediğimle alakalı olduğunu düşünüyorum. Bu bazı somut verilere dayanıyor, grupta tehlikeli olabilecek durumları görmem ve önlemini almam gibi... Bir de müzik yapışımı motive eden şeyler arasında hep daha büyük bir şarkı yazmak var. Böyle bir duruma odaklanmışken egoyla ilgin pek olmuyor.
Kenan: Büyük şarkılar yapmak, 50 sene sonra hatırlanacak bir grup olmak gibi sıkıntılarımız var, o kadar...
BıZıM ıNSANIMIZ ıÇıN
TÜR DEğıL şARKI ÖNEMLı
Bir rock grubunun popüler müzik dünyası içinde yükselmesi iyi bir şey midir?
Serkan: Türkiye’de rock alternatif bir müzik, dünya sahnesinde olduğu yerde değil. Ne dinleyici olarak ne de yaşam şekli olarak. Türk rock’ı, popun dışında ama kendi popüler çevresini oluşturuyor ve her geçen gün dinleyici sayısını artırıyor, bu iyi bir şey.
Uğur: Türkiye’de rock dinleyen kesim hariç bir şarkının rock, pop ya da başka bir tür olması pek fark etmiyor. şarkı güzelse tamamdır, dinliyor, türüne bakmıyor ve önemsemiyor. şarkının türünden çok dikkatini çekip çekmediği önemli. Bizim insanımız için önemli olan tür değil, şarkı.
Kutlu: Buna ben de katılıyorum, aynı zamanda da tehlikeli buluyorum. Bir şarkının bir pop ya da rock grubu tarafından çalınması, yapılması önemli bir detay olmalı. Yani senin şarkını rock olduğu için değil, hit olduğu için dinlemeleri rock müzik için tehlikeli bir durum. Bu durumla rock camiası içinde artık tartışılması gerektiğini düşündüğüm önemli bir noktaya geliyoruz.
Nedir o?
Kutlu: Türkiye’de rock müzik var ama rock kültürü yok. Rock’ın hangi yaşam değerlerini temsil ettiğini, o müziği dinleyenler bilmiyorsa, yılda en fazla iki tane çıkan hit şarkıları alırlar, dinlerler ve iş biter. Türkiye’de rock, popüler müziğe mi eklemlenmeli yoksa kendisi mi popüler bir tür haline gelmeli, bu konunun tartışmaya açılması taraftarıyım. Böyle bir tartışmanın farkında bile olmayan bir dolu müzisyen var Türkiye’de. Hatta bunların çoğu rock yapıyor. Biz rock müziği popüler müziğe mi ekleyeceğiz yoksa rock müziği mi popüler bir hale getireceğiz? Arada önemli bir fark var. Çünkü rock’n roll bir hayat biçimidir, muhafazakâr hayat biçimiyle meselesi olan bir hayattır. Bu düşünce içinde değilseniz, Yüksek Sadakat’i, şebnem Ferah’ı sadece hit şarkı yazdığında dinlersiniz. Hit şarkı yazmazlarsa da rock filan dinlemezsiniz. Böyle bir durumdur bu...

KADINLAR ıLGı GÖSTERMESE DE BıZ ONLARA KARşI ıLGıLıYıZ

Kız arkadaş ve eşlerle hiç büyük çatışmalar yaşadınız mı kadınların ilgisi konusunda?
Kenan: Bu bir erkeğin ne kadar meşhur olduğuyla ilgili değil. Bu, erkeğin dünyasında içgüdüsel bir durum. Yani kadınlar ilgi göstermese de biz kadınlara karşı ilgiliyiz, bu hayatın gerçeği. Zaman içinde bununla nasıl baş etmen gerektiğini buluyorsun.
Kutlu: Eşler, sevgililer zaten kadınların sana ilgisine değil, senin kadınlara nasıl davrandığına bakıyor. Bir hayran gelip kucağına oturabilir, öpebilir, bunda problem yok. Önemli olan, senin ona nasıl davrandığın...

Melike Karakartal/Hürriyet