Şu sıralar hayatının en yoğun dönemini yaşayan Ebru Cündübeyoğlu’nun gözü daha da yükseklerde...
Oyuncu, en büyük hayalinin fenomen dizi “Lost”ta oynamak olduğunu söyledi: “Lost dizisinde bir bölüm oynayayım, yeter. ‘Keşke ben de oynasam’ dediğim tek iş o...”
“Kibarlık Budalası” ve “Çalıkuşu” oyunlarında rol alıyorsunuz, bu arada “Yalancı Romantik” dizisi de devam ediyor. Kendinize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz bu yoğun tempoda?
- Dizinin çekimleri haftada üç gün sürüyor. Bir yandan “Çalıkuşu”nu hem İstanbul’da oynuyoruz hem de turnesine çıkıyoruz. “Kibarlık Budalası”nın ise sadece ıstanbul ayağında yer alabiliyorum, turnede onlara katılamıyorum. ıki oyunun birden turnesine katılabilmem zaten imkansız. Hayatımda bir de kızım Duru var, geriye pek de vakit kalmıyor.
“Çalıkuşu”nu Tiyatro Kedi bünyesinde sahneliyorsunuz ve Feride’yi üç oyuncu canlandırıyor. Biraz bahseder misiniz oyundan?
- Bence “Çalıkuşu”nun şu ana kadar en iyi sahneleyen biziz. Sanıldığı gibi üç kişi Feride olarak üç ayrı dönemi oynamıyor. Ben yetişkin Feride’yken, sahnede anılarıma döndüğümde o dönemki halim başka Feride’lerce oynanıyor. Mesela Feride Anadolu’da ders verirken birden çocukluğu aklına geliyor ve o sırada sahnede anısı seyirciye gösteriliyor. Böylece Feride’yi neredeyse üç boyutlu olarak yansıtıyoruz. Zaten Reşat Nuri Güntekin’in böyle bir eserini sahnede nasıl tam anlamıyla yansıtabilirsiniz ki? Biz bunu başarıyoruz. Çok olumlu tepkiler alıyoruz oyunla ilgili. Rolümüze o kadar alıştık ki, kuliste bile birbirimize “Hadi bakalım Ferideler” dediğimiz oluyor. Tiyatro Kedi olarak Moliere’in “Kibarlık Budalası”nda da beraberiz. Oyuncular birbirini tanıyıp, arasında sıcak bir elektrik oluşturduğu zaman sahnede de o elektrik seyircilere geçiyor. Çocukluk anıları, gençlik anıları ve Anadolu’daki yaşamı aynı anda harmanlayıp tek bir Feride olarak ortaya çıkarmak zordu. Birbirini hiç tanımayan insanlar böyle bir iş yapsalardı, çok zorlanırlardı. Bizim işimizde özel hayat ve iş kavramlarını ayırmak söz konusu değil.
Ekonomik kriz tiyatroya nasıl yansıdı? Kriz yüzünden gişe sorunu yaşıyor musunuz?
- Ne “Çalıkuşu”nda ne de Haldun Dormen ile birlikte oynadığımız “Kibarlık Budalası”nda öyle bir sorunla karşılaştık. ıstanbul’da oyunların sergilenmesi devam ederken turne sayımız da arttı. Güzel bir dönem yaşıyoruz. 10 senedir Tiyatro Kedi ile beraberim. Bana bu zehri veren onlardı. Tabii ki bir profesyonellik var ama bu profesyonelliği bir ailenin içerisinde yaşadığınızda tadı daha başka oluyor.
Tiyatro sanıldığı gibi para kazandırmayan bir iş mi?
- Tiyatro rodeo gibi. Eğer iyi bir oyuncuysanız, savrulsanız da o boğanın üzerinde durabiliyorsunuz. Oyuncu değilseniz, sizi üzerinden atıyor. Bir oyuncu için tiyatro sahnesi son derece cazip bir yer ve herkes bir şekilde sahnede kalmak istiyor. Tabii ki kazanç olarak dizilerle karşılaştırılamaz, ama kariyer ve sporcu antrenmanı gibi düşünürseniz oyuncuyu sürekli yenileyen ve tazeleyen bir yer. “Ben oyuncuyum, televizyonda oynamam” da diyemem, çünkü oyuncuyum ve dizi olmadan da tiyatro olmadan da yapamam.
Yer almayı çok istediğiniz bir yapım var mı?
- Oynamak istediğim roller genelde hep bana teklif edilen roller oldu. En arzu ettiğim şey sitcom’du, onu da yapıyorum. Sitcom’lar uzun süre yayında kalmıyor ama biz bu konuda şanslıyız. Tiyatroda, dramada da oynuyorum. Oyunculuk açısından en keyifli anlarımı yaşıyorum. “Lost” dizisinde oynamayı çok isterim. Bir bölüm oynayayım yeter. Evde sürekli “Keşke ben de oynasam” dediğim tek iş o... Okuması en keyifli senaryo onlarınkidir herhalde. Seyrederken uykusuz kalıyorum, beni cezbediyor. Hatta Duru bile alıştı, “Bad Robot” diyor etrafta. Ben Başak burcuyum ve detaylara hayatım boyunca çok önem vermişimdir. O dizide detayların atlanmadığını ve ustaca işlendiğini görmek beni çok mutlu ediyor. Diziyi izlerken ekran başında çeşitli kehanetlerim oluyor ve bunlarda da genellikle haklı çıkıyorum.
O zaman “Lost” tutkunları için kehanetlerinizi alalım hemen...
- Bir ara zehirlenip gömülmüş insanlar vardı, onlara ne olacağını çok merak ediyorum. Her an gelebilirler bence.