OKTAY KAYNARCA ÇILDIRDI!

İşte Oktay Kaynarca'nın Ahmet Hakan'a yanıtı:

OKTAY KAYNARCA ÇILDIRDI!

Oktay Kaynarca’nın Hürriyetteki 26.03.2010 tarihli sanatçı duyarlılığı değil Cahil cesareti başlıklı yazısına cevabendir, bilgilerinize!

Gazeteyi açıp da yazını gördüğümde önce gülümsedim. Aslında haber verdiler yoksa açıp da takip ettiğim bir adam değilsin, değer görmüyorum yazılarını ve orta zeka saçmalamalarını. Sonra sana cevap yazıp seni nimetlendirmelimiyim diye düşündüm ama vardığım sonuç,artık birinin gerçek anlamda aslında tükenmeye yüz tutmuş, kendini bilmez, sana ayrılan köşeyi babanın malı gibi kullanman ve oradan yani sırça köşkünden sen iyi sen kötü, sen cici sen kaka deme küstahlıklarına ve orta zekana dayalı beğendiklerin ve beğenmediklerin ukalalıklarına bir şey söyleme isteği beni bu yazının başına oturtmak oldu... Şimdi iyice oku Ahmet Hakan.. Her satırını iyice oku ki açık arayıp bulup, cevap yazacak malzeme çıkaracak veri olsun elinde, biraz daha gündeme gel, oturduğun sırça kümesinden insanlara kondurduğun saçma sapan sıfatlarla çok bilmiş Ahmet Hakan.

Oturduğun yerden burası nasıl görünüyor bilmem ama, buradan orası çok komik görünüyor Nişantaşı playboyu Ahmet Hakan. İster beğen ister beğenme, öncelikle bu memlekette çıkıp herkesin korktuğu bir ortamda ,bize dokunmayan yılan bin yıl yaşasıncılığın neme lazımcılığın hakim olduğu bir dönemde, fikirlerini, düşündüklerini, ülkesine dair biriktirdiklerini,ulusuna yapılan haksızlıkları ,aşağılamaları, telaşlarını dile getirme, söyleyebilme cesaretini gösteren, bu memleketin ister kabul et ister etme, iki tane sanatçısına cahil deme cesaretini terbiyesizliğini ve fütursuzluğunu, yazı yazdığın gazetenin bugüne kadar izlediği etik duruş biçimden almış olamazsın, demek ki bu kendi hadsizliğin hadsiz Ahmet Hakan. Sözünü ettiğin “oturup biraz çalışsalardı dirsek çürütselerdi öğrenselerdi” varsayımlarını merak ediyorum, örneğin geçmişimi, yaşadığım yeri,çıkıp geldiğim yeri, ailemi, memleketime dair o bölgeye dair biriktirdiklerimi, sırtımda taşıdıklarımı, akşam istiareye yatıp mı öğrendin ? fırıldak Ahmet Hakan. Hadi söyle bize sakalının arkasındaki gerçek yüzün hangisi? Durduğun saf ne? Bayrağın hangisi? Hangi öz güven hangi alt yapı bu kadar fütursuz, senin gibi düşünmeyenlere senin tabirin ile cahil cesaretinle, iyi kötü kaliteli kalitesiz, aferin kaka deme kibirliliğini, makamını tanıyor. Birikimden bahsetmişsin yazında, hangi birikimin başka insanların bu ülkeye dair biriktirdiklerini,süzdüklerini, taşıdıklarını aşağılama, yerme, hor görme hakkını veriyor sana? Nişantaşındaki cafelerde sözüm ona artist ilişkilerin mi artist Ahmet Hakan.?İşte bu yüzden bir Uğur Mumcu bir Bekir Coşkun bir İlhan Selçuk ,Yılmaz Özdil, Ahmet Taner. Taha Akyol, Emin Çölaşan olamadın olamayacaksın rüzgar gülü Ahmet Hakan…Evet söylediklerimin sonuna kadar arkasındayım, yazdığın gibi havasıyla, civasıyla ,edasıyla, şekliyle, şemali ile yani tam gördüğün gibi, beni sevenlerle ,sevmeyenlerle, benim gibi düşünenlerle ,düşünmeyenlerle.. Tek eksiğim, bugüne kadar kendilerine köşe verildi diye beğendiklerim beğenmediklerim fütursuzluğuna, narsistliğine varacak kadar, haddini aşanlara bu güne dek suskun kalmış olmam, diye düşünüyorum, eskimiş komik Ahmet Hakan. O kadar çala kalem sırf yazmış olmak için,oraya da yetişebiliyim demiş olmak için yazmışsın ki yazını, tarafımdan söylenenlerin hepsini çarpıtarak ve eğri büğrü yazmış olmandan dolayı algılamanda da sorun olduğunu düşünüyorum. (Devletin sadece Kürtler değil, sağcılar, solcular, doğulular, karadenizliler, inananlar, inanmayanlar doğrultusunda sınıflandırmaları, engellemeleri, her dönem gelen hükümetle değişen siyasi tavrı, bu ülkenin bu güne kadar değişmez gerçeği olmuştur) düşüncemi merak edip, açılım toplantısında okuduğum yazıya baksaydın, bölgeye dair, memlekete dair neler biriktirip biriktirmediğimi, ne kadar dirsek çürüttüğümü anlardın çok bilmiş Ahmet Hakan.

Maalesef bizim her daim her aklımıza geleni, yediklerimizi, içtiklerimizi,seyrettiklerimiziseyretmediklerimizi,beğendiklerimizi,beğenmediklerimizi çala kalem, fütursuzca işine geldiği gibi yazacak bir köşemiz yok. Sanatçı duyarlılığıyla ve senin küçümsediğin cesaretle herkesin ortasında, herkesin gözünün içine bakarak söylediğim, okuduğum metni yayınlayacak bir gazete bulmakta öyle kolay bir şey değil yazarcık Ahmet Hakan. Bilmem bu yazıdan sonra bana dava açar mısın, sözüm ona işini gücünü bırakıp peşime düşüp, beni didik didik etmeye zaman ayırır mısın? Ama ben bu yazıya son noktayı koyduğumda seni hatırlamayacak kadar hiç olmamışcasına çıkarıcam hayatımdan, yani benim için bir vatandaş olarak, bir sanatçı olarak bütün kıymeti harbiyen bu kadar, bu yazının toplamı kadar tatlı su demokratı Ahmet Hakan.

Ahmet Hakan bugünkü yazısında şunları yazmıştı:

Sanatçı duyarlılığı değil cahil cesareti
NTV’de Mirgün Cabas ile Hakkı Devrim’in programında iki sanatçının Kürt sorunu üzerine yaptıkları tartışmayı seyrettim.

Sanatçılardan birinin adı: Oktay Kaynarca... Diğerinin adı: Lale Mansur...

Biri “resmi söylem”den yana... Diğeri ise “hepten aykırı” gidiyor...

Ve fakat...

İkisinin bilgileri de sığ, ikisi de klişeci, ikisi de kuşkuya zerre kadar yer vermiyor, ikisi de yılların sorununu bir çırpıda çözmüş havasında, ikisi de konuya hakim değil, ikisi de birbirini küçümsüyor, ikisi de ben bilirim edasında.

* * *

Ne Kürt isyanlarından haberdarlar, ne de bastırılmış kimlik meselelerinden...

İkisi de “Mesele bir Kürt’ün Türkleşerek cumhurbaşkanı olabilmesi değil, mesele bir Kürt’ün Kürt kimliğiyle cumhurbaşkanı olabilmesi...” cümlesini işitmemiş.

Hele Oktay Kaynarca...

O kadar meselelerden uzak ki...

“Devlet politikaları” ile “halkın duyarlılığı” arasında bir ayrım yapmayı bile beceremeyip, “Biz Türkler, Kürtlere ne yaptık” diye sorabiliyor.

Hele Lale Mansur...

O kadar habersiz ki meseleden...

“Kürtlerin sorunu ne? Kürtler ne istiyor?” sorularına iki lafı bir araya getirip doğru dürüst bir cevap veremiyor.

* * *

Hava tamam... Edada sorun yok... Caka desen bin beş yüz... Kibir ve küçümseme at başı... Vurgular düzgün... Sergiledikleri müthiş cesaret değme alimde yok... Kendinden eminlik had safhada...

Tek eksikleri var: Birikim...

İnsanın, “Madem bu konuda laf söylemeye bu derece merak sardınız, biraz dirsek çürütün, açın da iki kitap okuyun kardeşler ve de kız kardeşler” diyesi geliyor.