"Güneşi Beklerken" dizisinin başarılı oyuncuları Hande Doğandemir ve Kerem Bürsin, Pazar Vatan'dan EDA SOLMAZ'a konuştu. İşte iki ünlü oyuncuyla yapılan o röportaj...
Hande Doğandemir ve Kerem Bürsin son zamanların en sevilen ikilisi. Güneşi Beklerken’e gençler deliriyor, öyle ki senaryo yazarlarına daha çok öpüşmeleri için baskı yapıyorlar. Şöhrete kapılmayan ikili, sanılandan çok daha tutkulu ve işlerine aşıklar.
Diziye ve size gençler bayılıyor. Kaçıncı bölümden sonra “Anne ben ünlü oldum” dediniz? Hande Doğandemir: Öyle bir şey yapmadım. Sadece işimize odaklandık. Kerem Bürsin: Ünlü olduğumu da düşünmüyorum. Derdimiz ünlü olmak değil. İyi oyuncu olmak.
Siz burada yaşamıyordunuz ve birden ciddi bir hayran kitlesi... Neye alışamadınız hâlâ? Kerem: Hayranlar beni görünce heyecanlanıyor. İçimden “Beni tanısan heyecanlanmayacaksın” demek geçiyor...
Hande: Bizi bazen karakterlerimiz ile karıştırıyorlar. Onlardan başka bir hayatımız var ve başka kimlikleriz. Bunu unutmamaları gerek.
Diziden sonra hiçbir şekilde hayatınız kısıtlanmadı mı? Kerem: Ben metroya binmeyi çok severdim, seviyorum ama metroya binemiyorum. Buna da üzülüyorum.
Hande: Bazen ineceği durağı kaçırıyor. (gülüyorlar) Özellikle Kerem insanlara hiç “Hayır” diyemeyen biri. O yüzden de ineceği durağı kaçırıyor. Kerem: Levent’te ineceğime Hacıosman’da iniyorum. Biri fotoğraf çektirmek isteyince kıramıyorum.
Bu kadar iş odaklı yaşamak sıkıcı değil mi? Hande: Tabii ki kendi hayatımıza daha çok zaman ayırmak isteriz, çünkü haftanın altı günü çalışıyoruz. Bir yerden sonra hayat sadece iş olunca anlamını yitirmeye başlıyor. Ama yaptığımız işi çok seviyoruz ve bu motive ediyor.
Hangi Türk filmi favoriniz? Hande: Yeşilçam filmlerine bayılırım. Şener Şen ve Demet Evgar’ı bıkmadan izleyebilirim. Kerem: Çocukluğumda çok büyük bir “Hababam Sınıfı” fanıydım. Cem Yılmaz’ı çok seviyorum. Mert Fırat’ın oyunculuğunu da...
Aşk hakkında nasihat verseniz? Hande: Aşklarına sahip çıksınlar. Aşklarına sırtlarını dönmesinler. Kerem: Günümüze bakınca aşk çok kullanılan ve harcanılan bir kelime. Aşk duygusu başka hislerle karıştırılıyor. Günümüzde ne yazık ki aşk kolay harcanılıyor. Aşk çok önemli bir şey. Sanki gün geçtikçe anlamı ve manası değersiz kalıyor. Aşka saygı duymak gerekiyor.
Hande: Aşk, insanın kolay kolay karşısına çıkacak bir şey değil. Birine aşık olmak kıymetli bir şey. Kerem: Sahip çıkmak ve o duyguyu yaşamak da lazım. Sonuçta bir risk. Kendini bayağı veriyorsun o duyguya.
Hayranlarınız senaristlere baskı yapıp daha fazla öpüşme sahnesi görmek istiyormuş... Bu sizi sıkıyor mu? Hande: Çok güzel bir şey anlatmaya çalışıyoruz ve bunu herhangi bir şey üzerinden göstermeyi doğru bulmuyorum. Kerem ile Zeynep zaten aşık. Bir bakışla bile bunu yansıtabiliriz. Öpmeden de birbirlerini sevdiklerini anlatabiliyoruz. Bu yüzden öpüşmeye çok takılmamak gerekiyor.
Neye tahammül edemezsiniz? Kerem: İkizler burcuyum o yüzden bayağı fazla... Bazen aynaya bakmaya bile tahammül edemiyorum.
Hande: Çabuk sinirlenip, buna göre ani karar verebiliyorum. Çok çabuk sakinleşebiliyorum. Kerem: Ben çok takıntılı bir insanım. Her şeyi düzeltmem lazım, pisliği sevmiyorum, bazen stres olduğumda bulaşık yıkıyorum
Aşk mı sevgi mi? Hande: Sevgi bence. Aşk yanıltıcı bir şey olabilir. Ama sevmek çok fazla şey barındırıyor içinde. Doğru bir aşksa bir süre sonra kendini sevgiye dönüştürür zaten. İkisi bir aradaysa ne güzel. Kerem: Ben aşk diyorum. Ama bilmiyorum belki aşk yaşarsam sonradan fikrim değişebilir.
Oynadığınız çay reklamdan yola çıkarsak en son kimi öptünüz? Kerem: Kerem karakteri Zeynep’i öptü. Hande: Kerem ile sahne çektiğim için onu.
Türkçe kendinizi iyi ifade edebiliyor musunuz? Kerem: Bunu bana geçen sene sorsaydınız kesinlikle İngilizce derdim. Ama artık Türkçe ile bir sıkıntım yok. Hande: Bütün hayatı bizimle geçiyor mecbur...
Kerem: İngilizce konuşurken dili bilmek önemliydi. Şimdi de öyle. Zengin bir dil Türkçe küfürlerimize kadar. (gülüyorlar) Sonuçta çoğu insanın daha kuvvetli kelime haznesi var benim yanımda. Benim için güzel bir hedef Türkçeyi geliştirmek. Ben Amerikalı değilim Türküm. Ama Türkçeyi düzgün konuşamıyorum bu utanç verici bir şey olabiliyor.
Kendinizi google’da arattınız mı? Kerem: Hayır, korkuyorum. Hande: Neden korkuyorsun? Kerem: Bakmayacağım. Ekşi sözlükten korkuyorum özellikle.
Hande: Bu çok baş edilebilecek bir şey değil. Biz hassas ve duygusal insanlarız bir de. Tabii ki eleştirilere açığız, bu bizi geliştiren bir şey. Kerem: O eleştiriyi nereden alacağın da önemli.